ARŞİV
DOSYALAR
DOSYALAR SOSYOLOGLARIN SEFALETİ
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 05.07.2006
Yayın Tarihi : 05.07.2006
Yayın Tarihi : 01.08.2006
Yayın Tarihi : 28.08.2006
Yayın Tarihi : 01.10.2006
Yayın Tarihi : 01.11.2006
Yayın Tarihi : 03.12.2006
Yayın Tarihi : 01.01.2007
Yayın Tarihi : 02.02.2007
Yayın Tarihi : 02.04.2007
Yayın Tarihi : 01.05.2007
Yayın Tarihi : 01.05.2007
Yayın Tarihi : 27.05.2007
Yayın Tarihi : 01.07.2007
Yayın Tarihi : 01.08.2007
Yayın Tarihi : 01.08.2007
Yayın Tarihi : 28.09.2007
Yayın Tarihi : 27.11.2007
Yayın Tarihi : 05.01.2008
Yayın Tarihi : 05.02.2008
Yayın Tarihi : 05.02.2008
Yayın Tarihi : 04.05.2008
Yayın Tarihi : 02.06.2008
Yayın Tarihi : 07.07.2008
Yayın Tarihi : 04.08.2008
Yayın Tarihi : 29.08.2008
Yayın Tarihi : 29.08.2008
Yayın Tarihi : 27.10.2008
Yayın Tarihi : 25.11.2008
Yayın Tarihi : 25.11.2008
Yayın Tarihi : 30.12.2008
Yayın Tarihi : 28.01.2009
Yayın Tarihi : 04.03.2009
Yayın Tarihi : 06.04.2009
Yayın Tarihi : 04.05.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009

 

Türkiye’de sosyoloji ve siyaset bilimi ile uğraşan akademisyenlere bir haller oldu. Çoğunun eğitimleri ve öğrenim hayatları yurt dışında geçmiş, isimlerinin önünde bir dizi akademik unvan olan anlı şanlı bilim adamları, gerici ve dinci düşüncelere övgüler düzerek herkesi şaşırtıyorlar. Nur Vergin, Nilüfer Göle ve Şerif Mardin’in başını çektiği bu isimler, sancılı bir süreçten geçen Türk siyasetine getirdikleri çarpık yorumlarla kafaları karıştırıyorlar. Emekli olduktan sonra evrim geçiren ve AKP iktidarının burjuva devrimi yaptığını, başörtüsünden türbana geçişin modernlik olduğunu ileri süren Nur Vergin, toplumdaki kutuplaşmanın gayet doğal olduğunu savunarak sosyoloji bilimine büyük katkılarda bulunuyor.

ŞERİF MARDİN’İN SÖZCÜSÜ: RUŞEN ÇAKIR

Akademik kariyerindeki ününü, bilimselliği ve içeriği tartışmalı Saidi Nursi araştırmasına borçlu olan Sosyolog Şerif Mardin ise bir süre önce “mahalle baskısı” kavramını ve daha sonra da Cumhuriyet felsefesinin imamlara yenildiğini ileri sürdü. Aklı 19. yüzyıl’da içten çürümüş ve bir ortaçağ imparatorluğu haline dönüşmüş Osmanlı Devleti’nde takılı kalmış Şerif Mardin, Cumhuriyetin felsefi olarak “iyi, güzel, doğru” gibi insana “ruh” ve derin düşünce kazandıracak içerikten yoksun olduğu için Cumhuriyet öğretmeninin “imama” yenildiği tezini ortaya attı. Osmanlı Devleti dönemindeki mahallelerin ilkel ve gerici yapısının, modern Türkiye Cumhuriyeti’nin öğretmen, okul ve ulusal değerleri bir araya getiren yapısını yendiğini ileri süren ve çıkardığı bu sonuçtan bir hayli de memnun olduğu görülen Şerif Mardin, böylece ne kadar "büyük" bir sosyolog olduğunu kendi gibi düşünen zihniyete kanıtlamış oldu.

Mardin ’in bu tartışmalı tespitinin ne anlama geldiğini açıklamak yine AKP uzmanı Ruşen Çakır’a düştü. Çakır, Başbakanlığın ünlü basın sözcüsü Akif Beki gibi, Çakır’da Şerif Mardin’in açıklamalarının aslında ne anlama geldiğini bir kez daha açıkladı. Bu birbirini tamamlayan tuhaf ikiliye göre; modern Cumhuriyet ruhu Türkiye’de tutmamıştır.

Mardin’in bu tespitine, küresel güçlerin desteğindeki gerici yapılanmanın neden olduğunu her ikisi de bilmektedir. Ancak maksat toplumun bilincine gerici düşünce yapısının egemenliğini yerleştirmektir. Her cephede sürdürülen bu sinsi taktik ne yazık ki etkili olmaktadır. Bu Türkiyeli sosyologlar ve siyaset bilimcilerinin modern dünyanın toplumsal ve tarihsel gerçeklerine aykırı bu düşünceleri neden savunduğuna gelince; küresel güçlerin efendilerinin, Türkiye Cumhuriyeti’ne öngördükleri modeli oluşturmak için akademisyen ve gazetecilere ihtiyacı vardır. Yoksa bu siyaset bilimcileri ve gazeteciler niye birdenbire eski Osmanlıya duydukları özlemi dile getirirken, modern bir devlet yapısı olan Cumhuriyeti kötülesinler ki?  

Alev Coşkun, büyük sosyolog Prof. Şerif Mardin’in değerlendirmesini üzerine son sözü şöyle söylüyor: “Mardin, kutsal din normlarıyla çağdaş eğitim normlarını karşı karşıya getirmektedir. Bu aslında sosyoloji alanında birinci sınıf öğrencisinin yapmaması gereken büyük bir hatadır.”

Ana Sayfa