ARŞİV
DOSYALAR
DOSYALAR MASUMİYET
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 02.04.2006
Yayın Tarihi : 05.07.2006
Yayın Tarihi : 05.07.2006
Yayın Tarihi : 01.08.2006
Yayın Tarihi : 28.08.2006
Yayın Tarihi : 01.10.2006
Yayın Tarihi : 01.11.2006
Yayın Tarihi : 03.12.2006
Yayın Tarihi : 01.01.2007
Yayın Tarihi : 02.02.2007
Yayın Tarihi : 02.04.2007
Yayın Tarihi : 01.05.2007
Yayın Tarihi : 01.05.2007
Yayın Tarihi : 27.05.2007
Yayın Tarihi : 01.07.2007
Yayın Tarihi : 01.08.2007
Yayın Tarihi : 01.08.2007
Yayın Tarihi : 28.09.2007
Yayın Tarihi : 27.11.2007
Yayın Tarihi : 05.01.2008
Yayın Tarihi : 05.02.2008
Yayın Tarihi : 05.02.2008
Yayın Tarihi : 04.05.2008
Yayın Tarihi : 02.06.2008
Yayın Tarihi : 07.07.2008
Yayın Tarihi : 04.08.2008
Yayın Tarihi : 29.08.2008
Yayın Tarihi : 29.08.2008
Yayın Tarihi : 27.10.2008
Yayın Tarihi : 25.11.2008
Yayın Tarihi : 25.11.2008
Yayın Tarihi : 30.12.2008
Yayın Tarihi : 28.01.2009
Yayın Tarihi : 04.03.2009
Yayın Tarihi : 06.04.2009
Yayın Tarihi : 04.05.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009
Yayın Tarihi : 02.06.2009

 

Bazen, küçük bir kızın gülümsemesidir masumiyet. Paşaköy'lü Seylan Çağlayan'ın duru bir su gibi olan yüzünü aydınlatan gülümsemesi gibi. Masumiyet, bir gölge gibidir ve günün biride, bu sessiz gölgenin ansızın kaybolduğunu görürüz...

 

Masumiyet, bir gölge gibidir ve günün birinde, bu sessiz gölgenin ansızın kaybolduğunu görürüz. Bu kaybettiğimiz masumiyetin kendisidir ve bir daha asla geri dönmemek üzere gitmiştir. Hayatın binbir çeşit tuzaklarla örülü yollarında herkes bir gün mutlaka masumiyetini kaybeder, geriye bir zamanlar "masumduk" avuntusu kalır.

Kaybedilen masumiyetle birlikte hayatın en gizemli güzelliği de gitmiştir. Artık, öteki insanlardan farklı gösteren o büyülü güzellik yoktur ve hayat sizi sıradan insanlardan biri olarak "aramıza hoş geldiniz "diyerek karşılar. Bundan sonrası herkesin bildiği ve yaptığı şeylerdir. Önce kendinize yalan söylemeye başlarsınız, sonrada herkese. İhtiras rüzgarı benliğinizin en derinliklerine kadar işler.

En kötüsü ise bu ürpertici değişimin çok doğal karşılanmasıdır. Bunun adı "büyümedir" büyükler içinse hayat bir elde etme kavgasıdır. Mal, mülk, iktidar, makam, erkekler için kadınlar, kadınlar için erkekler. Bütün bunlara sahip olmak için her şey yapılır. Hileler, yalanlar, hainlikler, hırsızlıklar ve hatta cinayetler bu yolun yolcuları içindir.

Çocukluğumuzun masum hayalleri çoktan unutulup gitmiştir. Bazen içimizdeki kuytuluklara sığınmış birkaç küçük duygu kırıntısı vicdanımızı sızlatır ama bu çok sürmez, hemen hayatın bize sunduğu sahte güzelliklerin tadını büyük bir aç gözlülükle çıkarmaya çalışırız. Doyumsuz, bencil, yalancı ve iktidar düşkünü oluruz. Bizi yönetecek olanlarında kendimiz gibi olmasını isteriz ve bu yüzden de bize benzeyenleri seçeriz. Çocuklarımızın da masumiyetlerinin bir an önce bozulması için elimizden geleni yaparız. Bir gün her canlı için kaçınılmaz bir son olduğunu anlayana kadar bu oyun böyle devam edip gider. Kirlenmiş bir ruh ve bedenle ölüm yolculuğuna çıktığımızda geride bıraktığınız size ait bir şeyin bulunmadığını görürsünüz. Bu bir insan için ölüm öncesinde, mahkum olabileceği en büyük cezadır.

Ana Sayfa